Adsız

21
Nisan

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7242s./14.4.2020 Kanun, TBMM tarafından kabul edilmiştir. Kanun’un ilk tasarısında kadına karşı şiddet suçları, çocuğa karşı cinsel istismar suçları, uyuşturucu madde imal ve ticaret suçları da infaz indiriminden yararlanacak suçlar arasında sayılırken, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine, kabul edilen Kanun’a dahil edilmemiştir.

Bununla birlikte, TCK m.103/2’de düzenlenen çocuklara cinsel istismar suçlarına yönelik verilen cezaların uygulanması beklenirken, suçlunun affettirilmesine yönelik çabaların kamuoyuna yansıdığını üzülerek takip ediyoruz. Konuya ilişkin, herhangi bir resmi dayanağı olmayan sözde tasarı metninde; 14 yaşına girmiş yani kanunen 13 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan suçlunun, suçu işlediği zaman evli olmaması, mağdur çocuktan en fazla 15 yaş büyük olması, mağdur çocuğun şikâyetçi olmaması ve kanunun çıktığı tarihe kadar evlenmiş olmaları şartı ile infaz indiriminden yararlanabileceğinden bahsedilmektedir.

Sözde tasarıya zemin oluşturan söylem “Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince henüz evlilik yaşına gelmemiş çocukların ailelerinin rızasıyla fiilen evlendirildikleri bir gerçektir. Mağdur ile daha sonra evlenmişse ve bu evlilikten çocuklar doğmuşsa, suçlunun cezaevine gönderilmesi, aile birliğini bozmakta, anne ile çocuk mağdur olmaktadır. Anayasaya göre bu ailenin de korunması gerekir. 2002 yılından önce 64 yıl hüküm süren TMK’ya göre, 14 yaşını tamamlayan kız ve 15 yaşını tamamlayan erkek evlenebilmekteydi. Ancak toplum kısa sürede bu duruma adapte olamamaktadır,” şeklinde ifade edilmektedir.

Oysa TBMM’nde 2016 yılında çıkan kararla, yine 16/11/2016 tarihine kadar aynı suçu işleyen kişiler affedilmiştir. Özellikle kayıt altına alınmayan pek çok vakanın olduğu gerçeğiyle birlikte değerlendirildiğinde her 4 yılda bir gündeme getirilen bu af taleplerinin ve af kararlarının, çocuk istismarı ve çocuğa yönelik diğer suçların oluşmaması için gereken adil zemini oluşturmadığı söylenebilir.

TBMM’nin açılışının 100. yılına yaklaşırken, adaletin çocukların korunmasını temel alacak şekilde sağlanması ve cezaların uygulanmasına yönelik kararların alınması, çağdaş bir medeniyet olma yolundaki önemli dönüm noktalarımızdan biri olacaktır. Toplumdaki her birey, çocuklarımızın refah içinde yaşayacakları bir gelecek sağlamak için sorumludur. Bu noktada şüphesiz, Meclisimizin vekillerine ve kanun yapıcılara büyük görev düşmektedir.

Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu olarak, kız çocuklarımızın; Türk Medeni Kanununda düzenlenen evlilik ehliyet yaşına erişmeden, okumaktan alıkonularak, eğitimli, kendi ayakları üzerinde duran, kendine güvenli bireyler olarak yetişmeleri yerine, suçlusuna mecbur bırakılan bir hayatı yaşamaya zorlanmalarına hiçbir surette sessiz kalmayacağımızı ifade etmek isteriz.

Meclise yeni bir tasarı olarak sunulacağı konuşulan metin her ne kadar resmi olarak teyit edilemese de, son yıllarda giderek artan toplumsal farkındalıkla birlikte çocuk ve haklarının korunmasını engelleyen bu gibi yaklaşımlara toplumun, anne-babaların geçit vermeyeceğine inanıyor, konuyu yakından takip ettiğimizi bildirmek istiyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu

Comments are closed.